Aslında başlığım her şeyi açıklıyor: "Bir insanın 'özgür 'olmadığını kabul etme durumu ."
Olay şöyle başlıyor :
Bugün dershanede felsefe dersindeyiz.. Hoca bir şeyler anlatıyor ama konu ne bilmiyorum , her zaman olduğu gibi sadece ilgimi çeken bir konu olduğunda dinliyorum çünkü bence felsefe oradaki düşünürleri öğrenerek yapılamaz o sadece ezber yöntemiyle zihnimize bir şeyleri empoze etmek olur. Sonra hoca bir soru sordu "Sizce siz 'özgür' müsünüz?" .
Abartmıyorum herkes hiç düşünmeden "Hayır , değiliz." dedi.Evet bunu dediler.Hemde hiç düşünmeden ve bunu söyleyenler daha 17 yaşındaki gençler...
Tamam belki bu bir gerçek istediğimiz kadar özgür değiliz ama esir de değiliz. "Ne kadar da çabuk kabul ettiler tamamen özgür olmadıklarını." diye düşündüm.Ben bu gerçeği kendime itiraf edemezken onlar insanlara itiraf ettiler hem de hiç gocunmadan.
Özgürlük... Tarih boyunca insanların ellerinden kaçırmamak için savaştıkları soyut kavram... Ki bu bizim atalarımızın istedikleri gibi insanca yaşamak için sonuna kadar savaştığı bir şey , sadece atalarımız değil tüm insanlığın tarih boyunca uğruna savaştığı şey.
Ama sanırım artık öyle düşünülmüyor. Aslında benim neslimin çoğu düşünmüyor. Bu konu alelade bir konu değil hiçbir şey düşünmeyen insanların bile düşünmesi gereken bir konu.
Özgür müyüm?
Özgür müsün?
Özgür müyüz?
Ben bunu kendime çok sordum bir dönem , fark ettim ki aldığım cevap hep aynı : Aslında özgürüm ama "istediğim" kadar değil.
İstediğim kadar özgür olabilmemin şartlarını koştum sonra kendime ve şartlarımı teker teker yapmaya başladığımda yavaş yavaş daha özgür olduğumun farkına varıyorum.Biliyorum bu bir çelişki ama hala "istediğim" kadar özgür olamadığımı bırakın başkalarını kendime dahi itiraf edemiyorum.
Yine biliyorum ki tam anlamıyla özgür olmadığımı kabul edersem bu savaşta başından yenik olacağım ve hayat benden 1-0 önde olacak ve o açığı kapatmak mümkün olmayacak.İşte sınıfta özgür olmadıklarını açık açık kabul edenler bunu baştan kabullenmiş ve değiştirmeye dahi çalışmamış insanlar.Bir şeyi ne kadar çabuk kabullenirsen o kadar çabuk mağlup olursun.
Özgürlük hakkında bir çok şey söylenmiş, bir sürü kitap yazılmış, onun için devrimler ve savaşlar yapılmış ve bu süreçte katliam niteliğindeki olaylarda bir sürü insan hayatını kaybetmiş ve orada dünyanın bile umrunda olmayan bir sınıfta lise son öğrencileri kendilerini gözlerini bile kırpmadan esir ilan ederlerken aslında tarih boyunca yaşanan şeyleri yok saymış oldular ve bunu ağızlarından çıkan o kelimelerle sadece 2 saniyede yaptılar.
Ve onlar bunu söyledikten sonra bu kimsenin umrunda olmadı . Umursanmamasının nedeni de bu konuyu yıllar önce umursanacaklar listesinden haberleri dahi olmadan kaldırmaları. Aslında o an orada söylenen laf Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle ilgili olsa eminim hepsinin söyleyeceği bir sürü şey olurdu .
En basitinden "Kim fenerbahçeli, kim galatasaraylı?" diye sorardı hoca ama şimdi " Kim özgür olduğunu , kim özgür olmadığını düşünüyor?" diye bir soru dahi sormadı ve konu kapandı. Az önce sorulan soru hocanın diğer sorduğu tüm sorular gibi unutulacaklar listesine anında kaldırılıp en fazla 10 dakika sonra unutuldu.
Orada ki insanların aklındaysa "Ben şimdi neyim?" diye bir soru dahi uyanmadı.
Ve sonra zil çaldı...Herkes özgürsüzlüğüne doğru yola çıktı.
***
Seviyorum burayı zencefil tadı var.
Not : Yazıyı siyah yazdım çünkü özgürlüğün rengi "siyah"tır derler . Aslında kimileri "şeffaf" kimileri "kırmızı" kimileri de "mavi" der .
Bence herkese göre farklı bir kavramın herkese göre farklı bir rengi vardır ama birde şunu derler : siyah bütün renklerin toplamıdır.
GingerLİP.
